Kayıtlar

Resim
(gündelik hayatın görgü tanığı) BAYAT EKMEK PARADOKSU bir karı koca vardı. Adam her akşam eve taze bir ekmekle gelirdi. Kadın taze ekmeği dolaba koyar, masaya dünden kalan bayat ekmeği  çıkartırdı. Her akşam aynı şey olurdu.  Bu döngü yüzünden yıllardır taze ekmek yemeyi  başaramamışlardı. Başaramayacaklardı da; çünkü,  ne adam her akşam ekmek almaktan vazgeçiyordu,  ne de kadın dünden kalan bayat ekmekten.

GÜNDELİK HAYATIN GÖRGÜ TANIĞI

Resim
GÜNDELİK HAYATIN GÖRGÜ TANIĞI odanın kör noktalarında duvar çatlakları bardağında soğuyan çay akvaryumun ölü balıkları. lütfen kes şunu artık! lütfen! lütfen! lütfen! her şey zaten acı kendiliğinden. ah, evleriniz. işiniz. arabanız. oturma gruplarınız. cehennem perdelerinden sızan ışıklarsınız. lütfen! lütfen! lütfen! duvardaki çatlak bardağında soğuyan çay ölü balıklar her şey zaten acı kendiliğinden.

BETA KURDUNUN ŞARKISI

Resim
ksu için. BETA KURDUNUN ŞARKISI asimetrik bir iklimin buzul çiçekleri acı sisleri ardında dans eden o kadın (benim sevgilim) gözlerinde yıldıztozları uçuşan. yürüdüğünde ardında iz bırakan ışıltılıböcek. ve bir gülümseme tanrıdan. asimetrik bir iklimin buzul çiçekleri acı sisleri ardında dans eden o kadın (benim sevgilim)

UNUTMAYI REDDETMEK

Resim
UNUTMAYI REDDETMEK gün, kendi güzelliğine doğar. duvar dibindeki yabanotu sarhoş uyanır.  kendine akan bir nehirde, istismara uğramış küçük bir kızın cesedi yüzer, kanı suyu karartır.  mutlu evler sağırdır, acı geçirmez.  kahkaha atabilen bir insan ya kötülüğün bizzat kendisi ya da patolojik aptaldır. gün, kendi güzelliğine doğar. duvar dibindeki yabanotu sarhoş uyanır. ve ancak unutanlar gülümseyebilir.

independente

Resim
''çalışıyorum. her ne kadar bunun ekonomik bir karşılığı yoksa da, çalışıyorum. belki, bilmiyorum, homo ekonomikusun nazarında eğitim zayiatıyım, dile takılan bir nakarat gibi, ne bileyim, serin bir rüzgar gibiyim yüze vuran, pahası olmayan, biçilemeyen. çalışıyorum. sesekam yok, asgari geçim indirimim yok, 'indirmiyorum' hiçbir yerden. çalışıyorum sade. fakat ekonomik bir karşılığı yok. rüzgar gibi, ne bileyim, ağacı gagalayan bir kakan gibi, kendini sevdiren bir kedi gibi, güzel. ama kayıtdışı bişey. tabii değil hiçbir vergiye. tabi deil. keşke 'özne' yerine başka birşey bulaydım da, kendimden, ben diye bahsetmeyeydim, bilmiyorum, gizli özne olaydım, daha iyi. az önce intependente yle ilgili bi yazı yazdım 'çalışırken'. bilmiyorum hatırlayan var mı o tankeri. yetmişlerin sonunda bi yunan gemisiyle çarpışmıştı da, onlu yaşlardaydım, camlarımız titremişti, sokağa fırlamıştık gece vakti, havayifişek gibi, güzeldi. sonra vapoorla yörüngesinde do...

PENCERE

Resim
Şehir dışında büyük, gösterişli bir köpek çiftliğiydi. Yatılı çalışacaktım. Kalacağım yeri gördüğümde hevesim biraz kaçmıştı. At ahırlarının bitişiğinde tuvaleti, banyosu olmayan dört duvar bir odaydı. Kirli, alçak tavanlı, yıllardır sigara içen yaşlı bir mezar bekçisinin dişleri gibi, sapsarı duvarları vardı. Gönyesi kaymış ranzanın üstünde renkleri gibi kendileri de birbirine karışmış yorganla çarşaflar yığılıydı. Yatağın süngeri kocaman rutubet adalarıyla doluydu. Oda tekrar açılmış bir mezar gibi kokuyordu. Göz mesafesinin yarım metre üzerinde zavallı, küçük bir pencereden süzülen bir ışık huzmesinde tozlar uçuşuyordu. İlgilenmem gereken elliye yakın kafes vardı. Kapalı, boğucu bir alandı. Karşılıklı dizilmiş kafeslerin ortasında yaklaşık elli metrelik bir koridor uzanıyordu. Büyük bir çöp arabası ve elimde bir kürekle koridorun başında durdum. Sırayla her kafese girerek işe başladım. Kürek zemine yapışmış boku dağıttığında koku daha da dayanılmaz oluyordu. Köpekler beni ilk k...